New York City Polis Departmanı'nda bir Türk: Can Akdikmen

Yüksek öğrenim yapmak için 1980 yılında Amerika’nın yolunu tutar Can Akdikmen. Ünivesite eğitimine de başlar, ancak ekonomik şartlar ağır gelince eğitimini yarım bırakarak ticarette şansını denemek ister. Ne de olsa rızkın onda dokuzu ticarette imiş. Genç yaşında 4-5 tane benzin istasyonunun sahibi olur bir anda. Buradan benzin dağıtım işine de girer.

1986 senesinde tesadüf eseri gördüğü NYPD polislik imtihanına girer, ancak arkadaşları; “sen green card’lısın vatandaş bile değilsin, sınavı kazansan bile almazlar seni” deyince morali hayli bozulur. Fakat 2 ay sonra gelen mektuptan sınavı geçtiğini anlar Can Akdikmen. Ve ticareti bir tarafa bırakıp NYPD’de başarı merdivenlerini aynen ticarette olduğu gibi, hızla tırmanmaya başlar. Arkdaşlarının “giremezsin” dediği NYPD’den çavuş rütbesinde emekli olur. Şimdi ise zamanının bir bölümünü NYPD mensubu Türk Polislerini çatısı altında toplmayı düşündüğü bir derneğin kurulması için harcıyor. Amacı birçoğumuzun olduğu gibi, Türk insanının sesini kendi meslek alanında duyurmak, yeni Türk meslektaşlarına sahip çıkmak. Kendisine çalışmalarında başarılar diliyor ve röportajımıza geçiyoruz.

MezunUSA.com: Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

Ben istanbul’da doğdum, 1980 senesinde New York’a geldim. 1986’da polis imtihanını geçtim ve organizasyona girdim. İki-üç Türk daha vardı o zaman benimle birlikte teşkilatta. Sonra Organize Crime’da (organize suçlar şubesinde) dört sene ‘Under Cover” dedikleri sivil polis olarak mafyayı inceleyen bölümde çalıştım. 1997 senesinde Sergeant (Çavuş) oldum. İntern Authorize denilen bölümde görev aldım. Investigating Sergeant olarak Police Corruption`ı (görevi kötüye kullanma) inceledim. Sonra diz kapağımdan ameliyat oldum. Ve mecburen bu ameliyattan sonra emekliye ayrılmak durumunda kaldım.

MezunUSA.com: Bu söylediğiniz rütbeler Türkiye`dekiler ile eşleştirmeli mi?

Sıralama; polis, dedektif, çavuş, komiser, Lieutenant (Emniyet Amiri) ve Captain (Emniyet Müdürü) şeklinde gidiyor. Türkiye`deki sistemden bazı farklılıklar var. Türkiye`de polis kolejini bitirir bitirmez yardımcı komiser olarak işe başlıyorsun, bir süre sonra da komiser oluyorsun. Biz burada sınavla rütbe yükseltebiliyoruz. 20 bin kişi giryorsa bin kişi geçebiliyor bu sınavı. Sınav şansını ise her dört beş senede bir yakalıyorsunuz.

MezunUSA.com: Türk polisleri olarak ilk defa mı bir araya geliyorsunuz?

Hayır, aslında iki sene önceki Türk yürüşüne beş kişi bir araya gelip katılmıştık. Geçen sene de 15 kişi olarak katıldık. Ben ilk NYPD’de 80’lerde polis olduğumda çok fazla Türk yoktu. Belki iki-üç taneydik. Haliyle bir araya gelmek de çok zor oluyordu. Ancak sayımız son zamanlarda giderek artıyor. Şu anda değişik rütbelerden 20 kişi civarındayız. Fuat Saraylı “Lieutenant” en büyük rütbelimiz. Yalkın bey var onun ardından.

MezunUSA.com: Dernekleşme fikri nereden doğdu?

Bugün herkesin bir derneği var. İrlandalılar, Siyahi polisler, İtalyanlar, Çinliler, Portorikanlar gibi. Biz istiyoruz ki; bizim de bir organizasyonumuz olsun ve biz de birbirimize destek çıkalım.

Örneğin narkotikte çalışan arkadaşlarımız var. Ben organize suçlardan, Sergent olarak emekli oldum. Değişik yerlere dağıldık. En azından ayda bir biraraya gelmeliyiz. New York Polis Teşkilatı’nın nüfusu 45 bin. Bu teşkilatta bizim söz sahibi olmamız için önce biraraya gelmemiz sonra da sayımızı artırmamız lazım. Ben en son geçirdiğim ameliyattan sonra emekliye ayrıldım. Bu dernekleşme çalışmaları için vaktim var. Neticede birimizin bir yerlerden başlaması gerekiyordu.

MezunUSA.com: NYPD’deki diğer etnik grup polisleri ne zaman dernekleşmeye başlamışlar?

İlk İrlandalılar. Ardından İtalyanlar. 1800’lü yıllara kadar dayanıyor. NYPD yüz yılın üstünde geçmişi olan bir dernek. Çinli, Portorikan polislerin de dernekleri var. Bizim yok. Tabii biz bu saydığım gruplara göre Ameirka’ya en geç gelenlerdeniz. Bu durumun da etkisi büyük.


MezunUSA.com: Dernekleşmenin ne gibi faydaları var?

Yarın problemi olan bir arkadaşımıza sahip çıkabilmek için bu gerekli. Teşkilatlanma güzel bir şey. Biz dernek olursak NYPD’nın yardımlarından yararlanma hakkımız doğuyor. Örneğin iki senedir Türk Yürüyüşüne katılıyoruz. Ancak resmi bir dernek adı altında katılabilirsek, NYPD bizim at, araba, motorsiklet, polis bandosu gibi ihtiyaçlarımızı karşılamak durumunda. Şu an gruplaşmış etnik gruplar kendi özel günlerinde bu tarz olanaklardan yararlanıyorlar.

“Turkish American Low Enforcement Association” olarak Türk gününde güzel bir tanıtım yapabiliriz. Türk halkı görsün ki NYPD’de bizim de insanımız var. Yarın bir sorunları olduğunda bize başvurabilirler. Üniformalarımızla düzenli bir geçitte yer alırsak sayımızın da artmasına etki edecektir bu. Türk gençleri bizi gördüğünde moralmen ben de yapabilirim diyerek polis olmak için daha istekle ve güvenle bu işe sarılacaktır. Aynı zamanda Amerikan toplumuna karşı da sayımızın çoğalması bir mesaj olacaktır. Aslında her yıl akademiden mezun olanlar arasında iki üç Türk oluyor. Ama birbirlerini bile tanımıyorlar. Çünkü buluşacakları bir yer yok. Danışmak için başvuracakları bir yer yok.

MezunUSA.com: Federasyonla ortak çalışmalarınız olacak mı?

Mutlaka, TADF en köklü organizasyonumuz... İsteriz ki bize yol göstersinler. Biz de Türk toplumunun her türlü sorununu çözme de yardımcı olalım. Bu basit bir sorun olduğu gibi diplomatik de olabilir. Biz böyle durumlarda dayanışma içinde olmaya, elimizden geleni yapmaya hazırız.

MezunUSA.com: Peki biz Türkler, kendimizi “asker millet” olarak görürüz. Burada Türk polisinin prestiji nasıl. Biz bu işi ne kadar iyi yapabiliyoruz?

Herkes kendini över ama, madem sordunuz, kendimden başlayayım; Ben 2,5 senede dedektif oldum, normalde 12-13 sene alan bir süreçtir bu. Yedinci senemde çavuş oldum. Aynı zamanda arkadaşım Fuat şimdi lieutenant oldu, onun da çok kısa zamanda rütbesi arttı. Yine arkadaşım Yalkın NYPD’nın “Competitive Crimes” bölümünün başında. Biz Türk polisleri olarak bulunduğumuz yerin hakkını vermeye çalışıyoruz. Onun için de seviliyoruz. Türkler olarak biz inaniyorum ki işimize çok bağlıyız. İyisini yapıp onunla övünç duymayı istiyoruz. Bu da bizi başarı için hırslandırıyor.

MezunUSA.com: Türk gençlerinin polis olmasını tavsiye eder misiniz?

Tabii, kesinlikle isterim. Burada bir Türk organizasyonu oluşsun. Türk gençleri NYPD’ye girsin. Hayatımın en güzel yıllarını geçirdim bu kurumda. Emekli oldum.

Yalkın bir kaç ay sonra, Fuat bir kaç yıl sonra emekli olacak. Arkamıza baktığımızda yerimizi yenilerin doldurmasını isteriz.

NYPD’de girmek çok kolay değil tabii. College Requirement’ları var (kolej mezunu olma zorunluluğu), backgraound investigation’u çok derin. Geçmişinizin temiz olması gerekiyor. Vatandaş olmalısınız her şeyden önce. Kolej derecesi ve 64 kredi istiyorlar, ehliyet sahibi de olmalısınız. NYPD’de çalışmak istiyorsanız, yaşadığınız adres NYC civarındaki Borough`lardan birinde olmalı. Örneğin Westchester County`den yukarıda yaşıyorsanız NY`de polis olamazsınız. Brooklyn, Queens, Nassau veya Suffolk County gibi yerlerde yaşıyorsanız olur. Gerekli şartlara sahip olan Türk gençleri bu birimi tercih etmeli. Biz de organize suç sorunu yok. Diğer etnik gruplara göre çok temiz bir toplumuz Amerika`da. Bu da NYPD’ye katılmak isteyen Türk gençleri için artı bir durum.

MezunUSA.com: Sanırım Türk Polislerinin çoğalması buradaki Türk toplumuna da psikolojik olarak bir güç verecektir. Bugün bakıyorum Çin mahallesinde bile Çinli polis devriye dolaşıyor. O etnik grup adına güzel bir şey değil mi bu?

Amerikalılar bizi çok iyi tanımıyorlar. Bizim öncelikle böyle bir organizasyon olmamız, polis teşkilatındaki sayımızın artması ilk önce Amerikalı'nın gözünde bizim bu ülkeye ne kadar yerleşmiş olduğumuzun bir kanıtı olacaktır. Bu kanıt bizi sağlam kılacaktır. Bizim bu ülkedeki sayımız az değil. Ancak çok dağınık yaşıyoruz. Yine de toplu yaşadığımız bölgeler var, örneğin Paterson, Brooklyn gibi…

MezunUSA.com: İleride Türklerin yaşadığı bölgelere Türk polis atanabilir mi?

Mutlaka, bu gerekli zaten. NYPD’de bunu ister. Örneğin bir zaman Bronx’da bir hırsızlık olmuştu. İki bayanın çantaları, paraları çalınmış. Ben o zaman çavuştum.

Baktım kadınlar İngilizce konuşamıyorlar, derdini anlatamıyorlar. Ve bu iki bayanın Türk olduğunu anladım. Polisler de sıkıntı çekiyor mağdurun derdini anlayamayınca. Türk bölgelerine Türk polislerin bakması NYPD’nin de işini kolaylaştıracağından polis teşkilatı bu yaklaşımı destekler.

Ben ilk polis olduğumda green card’lı idim. NYPD, Türk polis de olsun aramızda düşüncesi ile benim bir an önce vatandaş olmamı sağladı. Türk gençleri bu mesleğe yönelirler ve sayımız artarsa, her bakımdan faydalı olacağı gibi, Türklerin yaşadığı bölgelerde de bu arkadaşlar görevlendirileceklerdir.

Toparlamak gerekirse, kısacası toplumun her alanında varlığımızı duyurmalıyız. Aramızda, polis de olmalı, politikacı da, diğer meslek gruplarından da insanlar olmalı. “Biz her yerde varız” mesajını verebilmeliyiz etrafımıza. Buradaki varlığımızın ispatı her meslek grubunda işgal ettiğimiz oranla bağlantılıdır. NYPD’de çalışan Türk Polisler olarak bizim çıkış noktamız bu olacaktır. Yine bu doğrultuda kurma aşamasında olduğumuz dernekle de bu paylaşımda üzerimize düşeni yapmaya çalışacağız.

MezunUSA.com: Bizimle bu röportajı gerçekleştirdiğiniz için teşekkür ederiz.


Röportaj: Cahit Oktay, NY